top of page
Ara

Sardunya

  • Yazarın fotoğrafı: gunoral
    gunoral
  • 7 Mar 2021
  • 3 dakikada okunur

Sardunya Adası'na Türkiye'den ulaşım adanın güneyindeki Cagliari şehrine havayolu ile mümkün. Cagliari kendine özgü mimarisi ve tarihi ile çok güzel bir şehir. Çevrede çok güzel kum plajlar da mevcut. Biz adanın kuzey kısmında özel bir yer olan Porto Cervo'da kaldık. Buraya ulaşım için araç kiralamak gerekmekte.


Porto Cervo

Bizim adaya ulaşım şeklimiz kendi aracımızla Genova üzerinden feribotla oldu. Feribot yolculuğu gece boyu sürüyor, araç biletinin yanında koltuk ya da kamara içeriyor. Biz kamarada kalmayı seçtik, kahvaltıyı da ekstradan bilete eklettik. Akşam yemeğinde yanımızda getirdiğimiz sandviçlere feribottan aldığımız şarabı ekledik. Kahvaltı da fiyatı yüksek olsa da lezzetli ve doyurucuydu. Sonunda Sardunya Adası’nda Doğu kıyısında yer alan Olbia şehrine ulaştık. Burada zaman geçirmeden airbnb’den kiraladığımız evimize yerleşmek üzere Porto Cervo’ya geçtik. Kaldığımız ev küçük bir bahçesi olan açık mutfaklı şirin bir evdi ve Porto Cervo merkezine araçla 5 dakika mesafedeydi.

Porto Cervo


Porto Cervo, Sardunya Adası’nın kuzeydoğusunda Costa Smeralda’nın merkezinde, ultra lüks bir tatil mekanı. Hikayesi ilginç. 1940’larda Kuzey Sardunya’daki sivrisinek popülasyonu azaltmak ve sıtma salgınını gidermek için bölgeye gelen Birleşmiş Milletler yetkilileri bu bakir doğal güzelliği dünyanın ileri gelen zenginlerine anlatıyor. Bunlardan İsmaili Şeyhi Kari Aga Khan, Porto Cervo’yu kendisine bir proje olarak alıyor ve bölgeyi tanınmış mimarlarla çalışarak elden geçiriyor. Şu an çeşitli yat limanları, restoranlar, Lamborghini dahil lüks marka mağazalarıyla lüks bir tatil cenneti haline gelmiş olan Porto Cervo, Prens adıyla bilinen bu şeyhin eseri denebilir. Çevredeki plajlardan birinin adı da bu nedenle Spiaggia di Principe-Pren’in Plajı. Bu bölgedeki plajlar berrak suları ve temizliği ile ünlü. Bunun başlıca nedeni katı kurallar. Plajlara yaklaşan yollar asfalt değil toprak. Plajlar ücretsiz, sadece araç için günlük 10 euro civarı park yeri ücreti ödeniyor. Onu da aracınızı boş gördüğünüz yerlere bırakarak atlatabilirsiniz, ancak her yerde olduğu gibi otopark haricinde güvenlik olmayacağını hesaba katmanız gerek. Aracınızı toprak yolun kenarındaki otoparka bırakıp uzunca bir patikadan yürüyerek istediğiniz plaja ulaşıyorsunuz. Plajlarda sadece bir adet çadır ya da karavanda kurulmuş olan marketimsi var. Kimse 15 dakikada bir başınıza dikilip ‘ne vereyim abime’ demiyor. Plajda tüm çöplerinizi ayrıştırarak atmanızı sağlayan dönüşüm kutuları var. Zaten ada genelinde dönüşüm ve çöp ayrıştırma yetkililer tarafından çok katı şekilde takip edilen bir kural. Bu kuralların sonucu olarak berrak sularda tertemiz havada doğanın tüm güzellikleriyle mutlu bir tatil geçirebiliyorsunuz.


Porto Cervo’nun haricinde bölgede Poltu Quatu da gezilip görülebilecek güzel yerlerden. Bir yat limanından oluşan bu kasaba çeşitli mağazalar ve restoranlar barındırıyor. Costa Smeralda’nın kuzeyinde bulunan La Maddalena adalarının da turistik bir önemi var, bu bölgedeki pembe kumlu plaj çok meşhur. Ancak plajı sadece uzaktan fotoğraflayabiliyorsunuz, yüzmek ziyaret etmek yasak, bu nedenle biz de gitmemeyi tercih ettik.

Poltu Qualtu'da tekneler

Costa Smeralda plajlarının berrak suları

Bu arada bölgedeki lüks kavramından da bahsetmek gerek. Burada 30-40 metrelik yatlar günlük gezinti tekneleri gibi. Yat limanlarının esas müşterileri 100 metreden büyük devasa yatlarda tatil yapan ultra zengin insanlar. Dünyanın en büyük yatlarından Dilbar biz gezerken Porto Cervo’daydı. Gecelik bağlama ücreti 1000 euro’dan başlıyor. Otellerin kral odaları 30000 euro gecelik fiyatlarla sunuluyor. Costa Smeralda, doğanın verdiği nimeti iyi değerlendirip iyi koruyarak nasıl bir değer yaratılabileceği ve yüksek kazanç elde edilebileceğinin çok iyi bir örneği.


Sardunya Adası'nın bu kısmı gastronomi açısından beni pek etkilemedi. Daha önce Cagliari'de zaman geçirmiş, şehir merkezininin dışında küçük bir pizzacıda yediğim pizzanın tadını ve pizzacıda arkamda bekleyen zencinin benimle Türkçe konuşmasının şokunu unutmamıştım. Kuzey Sardunya'da ise restoranlar İtalyan anakarasına göre pahalıydı ancak benzersiz diyebileceğim bir tat yoktu. Bu bizim rahatça tatil yapma, gündüz plaj, akşam yürüyüş ve dinlenme şeklindeki tatil seçimimizden de kaynaklandı. Yoksa adanın batısında veya esas kalabalığın yaşadığı güneyinde çok daha etkileyici tatlar bulabilirdik. Biz de bir iki sefer hariç yemeklerimizi evde yaptık. Dışarıda yediğimiz en iyi yemek bir Brezilya restoranında yediğimiz çeşit çeşit et ürününden oluşan menüydü.


Tatilimizin son günü feribota binmek için tekrar Olbia’daydık. Bu sefer vaktimiz olduğundan burada da gezmek istedik, ve daha önce gelmediğimize pişman olduk. Çok güzel bir liman şehri olan Olbia'nın taş sokaklarında yürüyüp yorgunluğumu kahvelerimizle giderdikten sonra feribotla Roma yakınlarındaki Civitavecchia’ya geçtik. Bu yolculuk 4 saat sürdüğünden bu sefer kamara değil koltuk bileti aldık, akşam yemeği zamanı yaklaştığından zamanımızın çoğunu da restoranda geçirdik. Roma’ya akşam geç saatlerde vardık, geceyi Trastevere yakınlarındaki otelimizde geçirip ertesi gün Roma Havalimanında ayrıldık: Sedef İstanbul’a, ben de Napoli’ye.


 
 
 

Comentarios


Join My Mailing List

Thanks for submitting!

© 2023 by Going Places. Proudly created with Wix.com

bottom of page