top of page
Ara

Napoli

  • Yazarın fotoğrafı: gunoral
    gunoral
  • 29 May 2019
  • 7 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Ağu 2019

Tarihin her döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuş, defalarca istilaya ve felaketlere uğramış, karmaşık ve özgün kültürüyle 'İtalya değil Napoli' düşüncesini oluşturmuş şehir.




Napoli, Avrupa’nın en önemli limanlarından biri olmasının bir sonucu olarak tarihi savaşlar ve işgallerle dolu bir şehir. Şehir sürekli olarak bir kavmin/ülkenin işgaline ve Osmanlı korsanlarının akınlarına uğramış. Napolitan dilinde anlaşılmaz sözcüklerle ya da karmaşık konuşanlara söylenen Türk gibi konuşmak diye bir deyim var


Şehir aslında başka bir isimle deniz kenarında kurulmuş. Sahilde kurulan şehrin denizden gelen akınlarla sürekli tahrip edilmesinden bıkan halk daha iç kesimlerde çevresi surlarla çevrili bir Yeni Şehir kurmuş. Şehrin bugünkü ismi yeni şehir anlamına gelen NeaPolis’den geliyor. NeaPolis kısmı günümüzde eski şehir (centro storico) olarak adlandırılıyor. Deniz kenarındaki en eski yerleşim yerlerinden günümüze pek bir şey kalmamış. Centro Storico'da halkın dindarlığının bir göstergesi olarak çok miktarda kilise var. Kiliselerin çoğu içine girip gezilebilecek şekilde, herhangi bir ücret ödenmiyor.


Bunun dışında her İtalyan şehrinde olduğu gibi çok sayıda meydan bulunmakta. En ünlüsü olan Piazza Plebicito başta olmak üzere küçük büyük tüm meydanlar durup başınızı kaldırınca binaların güzelliğinden etkileneceğiniz birer sanat eseri gibi.


ULAŞIM


Napoli’ye Türkiye’den direkt uçuş var. Önemli bir ayrıntı: özellikle Pazar günleri pasaport ve bagaj işlemleri çok uzun sürüyor. Havalimanı çıkışında sağ tarafta kalan yaya yolunu takip ederek otobüs durağına ulaşılabilir. Havalimanı otobüsleri Merkez Tren İstasyonundan geçerek limana varıyor. Napoli’ye başka bir şehirden trenle gelenler için aynı otobüs kullanılarak limana ulaşılabilir. Bu şehirde taksi kullanılmasını kesinlikle tavsiye etmiyorum, otobüs ile aynı rotada aynı trafiğin içinde ilerleyip kazıklanmak gereksiz. Üstelik Napoli taksicilerinin olumsuz bir ünü mevcut.


Araç kiralama şirketleri otobüs durağından sonra saga dönünce 100 metre kadar ileride bulunan otoparkta. Buraya servis hizmeti de var. Araç kiralayanlar günlük araç kiralama bedelinden daha pahalı olan sigortaya şaşırmasın, ufak tefek çarpışmalar ve özellikle park yerindeki minik dokunuşlar gayet olağan durumlar. Napoli’de araçların çoğunda çarpma izleri vardır, bunlar Napoli öpücüğü (Naples kiss) olarak adlandırılıyor.


GÜN-1



İlk gün rotamız, Napoli’nin en bilinen caddesi Via Toledo ve centro storico kısmını kapsıyor.

Rota başlangıç noktası Castel Nuovo. Bu kale şehrin en yeni kalesi olduğundan Yeni Kale anlamına gelen bu adı taşıyor. Giriş kısmında bulunan mermer kısım sonradan eklenmiş, kalenin koyu renkli duvarları ile çok güzel bir kontrast oluşturuyor. Kale dışarıdan çok heybetli ve çok güzel, ancak içini gezmeyi benim rehberim (Napoletan bir genç) tavsiye etmemişti, ben de hiç girmedim. Sanat eserleri ve zindan konularına meraklılar inceleyebilir.


Denizi arkamızda, kaleyi solumuzda bırakarak yürüdüğümüzde San Giacomo Maydanına geliyoruz. Bu meydan her zaman lise öğrencilerinin buluşma mekanı. Meydanın yanında bir de McDonald’s bulunmakta. Meydanı geçip aynı doğrultuda ilerlediğimizde Via Toledo’ya ulaşıyoruz. Via Toledo bir alışveriş caddesi. Çeşitli mağazalar, pastaneler ve benzeri ilgi çekici mekan cadde boyunca yer alıyor. Via Toledo bu noktadan sola dönüldüğünde Plebisit Meydanı’na sağa dönüldüğünde ise Napoli Arkeoloji Müzesine kadar uzanan bir hayli uzun bir cadde. Bizim rotamız ıse dümdüz karşıya, İspanyol Mahallesine doğru.Zamanında bu bölgeyi işgal eden İspanyol askerilerin barınması için yapılan birbirini dik kesen sokaklardan oluşan bir mahalle aradan geçen yıllar içinde sokak yapısına sadık kalınarak yeni binalar yapılması sonucunda bu günkü halini almış. Burada sokaklarda bir sağa bir sola dolaşarak kaybolmak, karşınıza çıkan balıkçı tezgahlarında canlı midyelerin su fışkırtmasını izlemek, eski eşyalar satan dükkanlardan eski İtalyan ezgileri içeren CD’ler bulmak mümkün. Bizim rotamız Via Toledo caddesini geçtikten sonra üçüncü sokaktan sağa girerek devam ediyor. Bu şekilde üç sokak geçince karşımıza köşe başında sokakta masaları bulunan Trattoria da Nennella bulunuyor. Bir aile lokantası olan Nennella bu bölgenin en iyilerinden biri. Öğle yemeği vaktinde burada gnocchi (patates içeren bir çeşit makarna) ya da makarna tavsiye ederim. Rotamız bize bu kalorileri yaktıracak nasıl olsa.


Öğle yemeğinin ardından rotamız Via Toledo’ya doğru, Nennella’dan yokuş aşağı. Via Toledo caddesine ulaşınca sola dönerek Toledo metro istasyonuna ulaşıyoruz. Toledo istasyonu sanatsal yapısı ile çok dikkat çekici bir istasyon, görülmeye değer. Burada sürekli bir büyük minibüs bekler ve gelen geçen herkesin kan vermesini isteyen görevliler vardır. İlginçtir, turistlerden de kan vermesini isterler. Tanımadığınız birine faydanız dokunmasını isterseniz yapabilirsiniz. Via Toledoda ilerleyince karşımıza ilk çıkan meydan Carita Meydanıdır. Bu meydana varıldığında caddenin sol tarafındaki sokaklarda çeşitli peynirciler, fırınlar, kasaplar, yani aç karınla görülmesi cepleriniz için tehlikeli yerler bulunmaktadır. Peynircilere girdiğinizde alacağınız koku muhteşemdir. Nennella’da yemek yiyemeyenler için burada Pizzeria da Attilia’da antep fıstıklı bir pizza önerilebilir. Via Toledo caddesine geri dönüldüğünde yine sola doğru meydandaki büyük binayı sağımızda bırakarak yürümeye devam ettiğimizde Dante’nin heykelinin bulunduğu büyük bir meydan olan Dante Meydanına ulaşıyoruz. Dante meydanı kitapçıları ile ünlü. Ancak İtalyanca dışında kitap bulmak biraz zor. Dante meydanını geçince karşımıza çıkan İstanbul Kebap ilginç bir fotoğraf noktası olabilir. Bu noktadan sağa doğru devam ederek Port Alba’dan geçiyor ve Centro Storico’ya yani Neapolis’e varıyoruz. Port Alba’dan geçerken sağ tarafta kalan Libreria’da bir kadeh spritz içilebilir.




Centro Storico birbirine paralel üç sokak ve aradaki bağlantılardan oluşuyor. Her köşesinde bir kilise, ilginç bir bar, bir sokak satıcısı ya da müzisyen ile karşılaşmak olası. Bu bölge tatil alışverişi ve hediyelik eşyalar için birebir. Napoli’den alınabilecek en güzel ürünlerden biri kırmızı renkli boynuz fornicello, erkeklik organını betimleyen boynuz şeklinde, şans ve bereket getirmesi için evlerin duvarlarına asılıyor. Bir ayrıntı: bu boynuzun şans getirmesi başkasının size hediye etmesiyle gerçekleşiyor. Yalnız seyahat edenler kusura bakmasın.






Bizim rotamız Port Alba çıkışında sağa dönüp yaklaşık 100 metre sonra karşımıza çıkan Spaccanapoli’ye doğru. Spaccanapoli’ye vardığınızı bir yana bakınca bir tepedeki kocaman pembe haç diğer yana bakınca uçsuz bucaksız dümdüz bir sokak gördüğünüzde anlarsınız. Bu sokak Napoli’yi gerçekten ortadan ikiye ayırıyor. Bir ucu Castel Elmo’ya dayanan sokağın diğer ucu binaların ortasında bir çıkmazda son bulur. Bizim rotamızda Spaccanapoli’ye varınca sağa dönüp Gesu Nuovo meydanına ulaşılır. Bu meydanda bulunan Gesu Nuovo Kilisesi benim favorilerimdendir. Duvarının dış yüzeyinde bulunan geometrik kabartmalar ve bu kabartmaların alt kısımlarında yer alan Arami dilinde yazılmış harflerle kilisenin dış duvarında bir şarkı yazılı olduğu söylenir.



Spaccanapoli ve etrafındaki Centro Storico sokakları her köşesinde keşfedilecek güzellikler barındırır. Bu sokakla ilgili bir sır vereyim, Spaccanapoli’yi uzun süre takip edip sokağın sonuna vardığınızda yol çatallaşır, sağdan devam edip hemen ilk sağ sokağı takip edenler bu ürkütücü ama emniyetli sokağın ortalarında sağ tarafta ünlü pizzacı L’antica Pizzeria Da Michele’ye ulaşır. Bu pizzacıda sadece iki çeşit pizza (domates-peynir-fesleğenli Margherita ve domates-kekikli Marinara) bulunur. Genel olarak Napoli'de yediğim tüm pizzalar beni çok mutlu etmiştir. Bazıları hamurdaki maya görevini yapmasını bitirsin de şişkinlik yapmasın diye üç gün bekletilmiş hamur kullanır. Pizza konusunda özellikle yukarıdaki ismi internet fenomeni olduğundan verdim. Dünyaca ünlü başka bir pizzacı Sorbillo, ya da benim favorim yerel mekan Attilio pizza açısından çok iyidir. Sorbillo her zaman resimdeki gibi kalabalıktır, uzun süre sırada bekleyip tnımadığınız insanlarla aynı küçük masayı paylaşırsınız.



Spaccanapoli’den görülen büyük haç’a doğru. Bu doğrultuda ilerlerken tekrar vardığımız Via Toledo’dan sola dönerek ilerlediğimizde bu caddenin sonuna yakın bir noktada solda kalan Galleria Umberto’yu göreceğiz. Burayı günbatımından yarım saat kadar önce ziyaret etmek gerek. Güneş tepelerin üzerinde kaybolmadan hemen önce bu galerinin batı camlarından içeri giren güneş ışığı içeriyi gündüz gibi aydınlatırken dışarının karanlık görünmesine neden olur. Bu galerinin zemininde görülen camlı kısımlar alt katta bulunan muhteşem dans salonu Salone Margarita’nın gündüz ışık almasını sağlıyor. Tango sevenler cumartesigünleri bu salonda düzenlenen milongalara denk gelebilir.


GÜN-2 İkinci günün rotası Napoli’nin en çok bilinen meydanı olan Plebisit Meydanı ve şehrin sahil kısmı ile Chiaia bölgesini kapsıyor.


Rotanın başlangıcı Plebisit Meydanı. Bir tarafında kraliyet sarayı (İtalya birliği kurulana kadar Napoli bir krallıktı) diğer tarafında kraliyet bazilikası olan ve adının geldiği plebisit faaliyeti maksadıyla yapılmış bir meydan. Kraliyet sarayı’nın bir parçası olan Teatro San Marco görülmeye değer güzellikte bir konser salonu.


İtalya’nın bütün şehirlerinde ünlü bir meydan vardır. Napoli’nin Plebisit Meydanı benim gördüklerim arasında en büyüklerden. Burada özel günlerde konserler de gerçekleştiriliyor. Akşam saatlerinde Napoletan’lar pizza fritta (bizim çiğ böreğin aynısı) alıp meydanda basamaklara oturuyor, gençler şarkılı oyunlu eğleniyor, çocuklar futbol oynuyor.

Meydandan Via Toledo’ya doğru bakınca sol tarafta bulunan Gambrinus tatlı bir çeşit poğaçası olan sfogliatelle (yumuşak ve sert olarak iki şeşidi var, sert olan midye kabuğuna benzer, yumuşak olan yuv) ve cannole (aslen Sicilya ürünüdür, boru şeklinde kızarmış hamurun iki açık ucundan krema sıkılır, güzeldir) için iyi bir durak.


Gambrinus’un yanından girilen Via Chiaia adı üstünde Chiaia bölgesine gider. İtalya’da cadde isimleri genellikle bu şekildedir. Bu cadde araç trafiğine kısmen kapalı bir gezinti caddesi aslında, girilip bir dolaşılabilir, ancak bence vakit harcamaya gerek olmayan, iyi düzenlenmemiş bir cadde. Rotamız denize doğru. Gambrinustan Plebisit Meydanına bakınca sol tarafta kalan aralıktan geçerek denize ulaşılır. Denize ulaşmadan bir önceki sokaktan saga dönüldüğünde meşhur bir şarkıya adını veren Santa Lucia bölgesi başlar. Burası 80’li yılların spagetti western filmlerinin yıldızı Bud Spencer’ın da doğup büyüdüğü yer. Dümdüz sokaklardan oluşan bu alanın gezilmelik bir albenisi yok, ama şarkının hatrına sokakları arşınlanabilir. Zaten meşhur şarkının sözleri (ki orijinali Napoletan dilindedir, Pavarotti’nin söylediği İtalyanca versiyonu) Santa Lucia’dan denize açılan bir denizcinin gördüklerini ve hislerini anlatır, ‘Napoli ne güzelsin’ diye devam eder. Denize ulaşınca sağ tarafa yani batıya doğru yürüyerek Napoli’nin en eski yapısı olan Castel Uovo’ya ulaşılır. Castel Uovo karaya bir köprüyle bağlı olan Partenope Adasın’da yer alır. Bu arada yolun deniz tarafından yürümek, Vezüv Yanardağını ve Capri Adasını görmek, bol bol fotoğraf çekmek gerekir.

Napoli’de ilk yerleşim yeri, adınıölü bedeni bu bölgede karaya vuran bir siren’den alan Partenope adasında kurulmuş. Siren’ler Homeros’un Odyssey destanında denizcileri büyülü sesleriyle kandırıp denize atlamalarına neden olan deniz kızları. Castel Uovo (Yumurta Kalesi) tarihi milattan önce 6.yy’a kadar uzanıyor. Kale adını Roma’lı Virgil adlı bir şairin kalenin temellerine konmuş bir yumurta olduğu ve bu yumurta kırılırsa kalenin yıkılacağı şeklinde ürettiği efsaneden alıyor. Partenope Adasında akşam yemekleri için çok iyi ama biraz pahalı deniz ürünü restoranları bulunur. Burada özellikle kılıç, levrek, kalkan dahil çeşitli dip balıkları ve bol çeşitli deniz böcekleri-midyeler yenebilir.


Partenope’den batıya doğru devam eden Lungomare bizim İzmir Çanakkale gibi şehirlerimizde kordon olarak bildiğimiz şekilde bir alan. Güzel havalarda Napoletanlar çoluk çocuk burada gezinir, yılbaşı kutlamaları buralarda yapılır. Kutlama demişken Napoli’de günün herhangi bir saatinde havai fişek gördüğünüzde şaşırmayın. Burada evlilik teklifi, doğum, doğum günü gibi olaylar olayın gerçekleştiği saatte havai fişekle kutlanır. Gece üçte öğlen sıcağında bile havai fişek görürsünüz.


Lungomare’de ilerlerken sağ tarafta kalan alan Chiaia bölgesidir. Denizden karaya doğru ilerleyip buradaki parkı ve Riviera Chiaia caddesini geçip arka sokaklara geçtiğinizde çeşitli restoran ve barların bulunduğu alana ulaşılır. Bu sokaklarda tadım menüleri yapan sofistike restoranlar (bkz: NAPOLI Yemekler yazım) çeşitli barlar ve şarap evleri (BaBar, Barril, H2NO favorilerim) ve çok iyi bir gurme hamburgerci olan 12 Morsi bulunur. Akşam yemeği ve sonrası için ideal bir alandır.



Chiaia’dan sonra Napoli’nn en güzel yerlerinden olan Vomero’ya Parco Margherita’dan metroya binerek ulaşılır. Vanvitelli durağında inerek Via Alessandro Scarlatti caddesi ve buna bağlı sokaklar dolaşılabilir. Ancak güneş batarken Castel Elmo’da olacak şekilde zaman planlaması yapılmalıdır. Castel Elmo, Napoli’ye hakim bir tepede bulunan bir kale. Kalenin en önemli özelliği manzarası. Özellikle güneş battıktan sonra 15-20 dakika boyunca pembe ışıklarla boyanan Vezüv ve Napoli şehrinin manzarası enfestir. Castel Elmo’dan füniküler ile Via Toledo’ya inildiğinde ikinci günün rotası sona erer.

📷

コメント


Join My Mailing List

Thanks for submitting!

© 2023 by Going Places. Proudly created with Wix.com

bottom of page